Dişi Atlas

Ece Temelkuran
  1. Yüzyıl dişi bir yüzyıl olacak.

Dişi, kadından başlayıp erkeğin yarısını içine alır. Kadından ötesidir ve başta doğa olmak üzere doğurgan olan her şeyi içine alır. Dünyayı dişi olan kaldıracak, taşıyacak. Yerküreyi sırtlayan Atlas artık dişi olacak! Ama önce büyük bir kavga başlayacak.

 

***

 

Gezegen büyüklüğünde bir kavga geliyor. Başladı bile. Dişi olana karşı bu öfke, bu nefret ne kazara ne geçici. Bir sistem çökerken, işler ne zaman zora girse, insanlığın aklına ‘bütün kötülüklerin anası’ olan dişi gelir. Bu, toprağın üzerine ilk sınır çekilip de ilk ekim yapıldığından beri böyle. Dünyanın başı ne zaman belaya girse cadılar yakılır. Kadınları öldürüyorlar çünkü işler karıştı. İşler karışınca yakmak için cadılar icat edilir. Şimdi de öyle. Sen onlar için bir cadısın, çünkü bir kadınsın. İçinde birazcık kadın varsa dişisin.

 

Biz bu saldırının topyekûn kadına karşı olduğunun farkında mıyız? Tek tek öldürülüyor olmamız  gerçeği değiştirmez: Bu saldırı hepimize. Hepimiz korkuncaya kadar. Son kadın da sininceye dek. Son kız çocuğu korkudan eve kapanıncaya kadar. Bu saldırı, biz “Hattı müdafaa değil, sathı müdafaa!” diyene dek. Bu erkek vahşetinin kurallarına ne kadar uygun davranmaya çalıştığın, ruhunun ve bedeninin ne kadarını örttüğünün bir önemi yok. Öyle kurtulamayacağız. Süper-erkek olmadığın sürece sen de bir avsın. Kaçabildiğin sürece hayattasın. “Bu kadar mı ciddi?” Evet, bu kadar ciddi. Öldürülen kadınların hiçbirinden ‘daha akıllı’ değilsin. Sen ne biliyorsan ‘kurtulmak, yırtmak, korunmak’ için onlar da biliyordu.

 

Mesele birkaç kadının öldürülmesi değil, anlamalısın. İnsanlık tarihinin hiçbir noktasında kadının bilgisi, deneyimi, ekonomik gücü bu kadar büyük olmadı. Ve ilk kez güçlü olmaktan utanmıyoruz. Bunun bir sonucu olmayacak mı sandın! Ama geri dönmek için fazla açıldık. ‘Zararsız kızlar’ numarası yapamayacak kadar belirgin kudretimiz. Ve bugün bu yüzden cezalandırılıyoruz. Organize edilmiş ve cesaretlendirilmiş, desteklenen ve alkışlanan bir cahillik vurmak üzerimize salındı. Hepimiz ‘kahpeyiz’!

 

Şaşırma ve korkma. Sürekli olarak şaşırdığından ve korktuğundan söz etme. Bir işe yaramayacak. Hangi savaş duygularla kazanıldı! Örgütlenmekten başka çare yok. Kendi aramızda. Bir ağ, bir kadınlar ağı. Bize lazım olan bu.

 

***

 

Sen, cesur birisin. Görüyorum seni Belarus’ta, Sudan’da, Hindistan’da ve siyah Amerika’da. Dimdik duruyorsun korkunun huzurunda. Hazırsın bu kavgaya. Sadece bir adım, tek bir adım atacaksın, kabul edeceksin ki başka çare yok kavga etmekten başka.

 

Birileri sana muhakkak anlatacaktır o güzel hikayeleri; ‘tek başımıza nasıl sıyırırız’ masallarını. Saklanmayı, azalmayı, küçülmeyi, görünmez olmayı, elini ayağını çekmeyi ve bir yere, bir duyguya, bir inanca sığınmayı güzelleyeceklerdir. Tek başına nasıl iyi hissedilir kursları düzenleyeceklerdir. Belki de olabilir, belki kaçarak kurtulabilirsin ve bu delilik zamanı geçene kadar bir yerde bekleyebilirsin. Ama tek başına yaşanan korku, bil ki daha korkunçtur kavgada alınacak yaranın acısından.

 

***

 

Ne falcıyım ne gelecekle ilgili güzel masallar uyduruyorum sana. Görünen köyü anlatıyorum: Süper-erkek dünyanın sonuna geldik. Ne doğa, ne insan ne de sistem dayanabiliyor artık bu gidişe. Yeni dünya dişi olacak. Güç, yeniden tanımlanacak. Güç, baskın olmak yerine  dayanışmak; yarışmak yerine yardımlaşmak; dünya ve insanda güzel olanı soğurmak yerine beslemek olarak yeniden tarif edilecek. Bu tanım dişidir. Bu, gücün dişil olarak yeniden tarifidir. Dünyayı bir dişi Atlas sırtlayacak. Dünyadan geri kalanı bir arada tutabilmek için insanlık yüzünü dişi olana dönecek ve ondan medet umacak. O, sensin.

 

***

 

Parkta kız çocukları oğlanlarla oynuyorlar. O kadar küçükler ki daha kadın olmayı öğrenmemişler. Henüz insanlar. Azaltılmamış, sindirilmemiş, büzüştürülmemiş ve hırpalanmamışlar. Müthiş güçlü görünüyorlar. Hiç yara almadan büyüseler ne acayip varlıklar olurlar, bunu düşünüyorum. Nasıl da anlamazlar bizim kendimize yaptıklarımızı ve bize yapılmasına izin verdiklerimizi.

Biliyor muydun kadınların çoğunun olduklarından bir santim daha kısa durduklarını? O ağırlığı atsak…

 

Her biri dişi bir Atlas, kendi dünyalarını kaldırmaya yetiyor güçleri. Biz de hatırlamalıyız nasıl olurduk kendimizi güçsüzleştirmeseydik eğer. Ne acayip. Ne mucizevi.

Buna hazırlanmalı.

ece temelkuran